Sonbahar

Sonbahar 

Yavaş yavaş sessizlik çöküyor bu ikindi vaktinin de başlangıcına.

Günün telaşının azaldığı, evlinin evine, köylünün köyüne döndüğü, havanın usulca kararmaya yüz tutup kuşların maviliklerden silinerek gözden yitip gittiği bir zaman dilimi daha yaşanılıp tüketilmeyi bekliyor.  

Güneşin yeniden doğuş için ölüme razı geldiği, günün en kimsesiz saatleri başlıyor yine.

Sesler azaldıkça hüznün çoğaldığı vakitlerin hükmü sürüyor her yanda.

Pencere önünde oturup sokağı seyreden kadınların gönül kapılarını ardına dek açarak kendi içlerine baktığı dakikaları peşi sıra sürüklüyor rüzgar. 

Beklemekten vazgeçilmeyen sevgililer için gözpınarlarında bekleyen gönüllü yaşların kendilerini oldurup akmaya hazırlandığı, yaşanmamışlıkların ayrılık şarkılarına içini döktüğü dakikaların suskunluğu hiç durmadan çoğalıyor.

Gökyüzü bomboş artık, günün telaşı bitti sokaklarda.

Bekleyensiz durakların, ayak seslerinin duyulmadığı kaldırımların, börtü böceğin ve ille de ağaçların yalnızlıklarına kavuştuğu, dağların iyiden iyiye mora kestiği saatler akıp gidiyor gecenin karanlığına.

Uzak dağlarda çiğdemlerin açma telaşını sürdürdüğü anların taze kokusu dağılıyor zamana.

Çok geçmeden, doruklara çekilen buzların peşine düşüp, eriyen kar sularını içerek geçirdikleri bir çiçek açımlık ömürleri silinip gidiyor usulca.

Bir özlemek gelip yerleşti yine içime. 

Duyulur duyulmaz bir fasıl sesi, hicazkar bir hüznü kirpiklerimin dibine yerleştirdi.

Zamanın dışına çıkıp bizleri eksilten sevgililer, siyah beyaz fotoğraflarda yaşıyor artık.

Nasıl bitsin bu hüzün?

gönül ilhan

  
1639 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın